Yurtdışı Eğitim Referansı: İrem B.

İrem B.

Herkese merhaba,

Yurtdışında dil okuluna gitmeyi planlayan arkadaşlara fikir vermesi açısından EduGate Yurtdışı Eğitim Danışmanlık ve ELC Brighton Dil Okulu deneyimlerimden bahsetmek istiyorum. Umarım faydalı olur.

Bilgi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü kazandıktan sonra hazırlık sınıfını tek dönemde bitirdim. Ancak “Irregular” öğrenci olmak istemediğim için okulumu dondurmaya karar verdim. Açıkçası ilk etapta okulu dondurduktan sonra ne yapacağıma dair bir fikrim yoktu. Aklıma gelen tek şey hazırlıkta aldığım yoğun İngilizce eğitimini yurtdışında bir dil okuluna giderek pekiştirmekti. Bu düşüncemi ailemle paylaştıktan sonra onların da kafalarına yattı ve hep birlikte araştırmaya başladık. Açıkçası çok stresliydim ve kafamda bir sürü soru vardı. İnternette bir sürü görüş, bir sürü farklı yorum vardı. Birisinin “iyi” dediği bir şeye, bir başkası “kötü” diyordu. Okuduğum yazılar ya çok pozitif ya da çok negatif yazılardı. Daha önce yurtdışında dil eğitimi almış bir tanıdığımızdan EduGate Yurtdışı Eğitim Danışmanlık’tan Volkan Bey’in telefonunu aldık ve kendisiyle iletişime geçtik. İlk görüşmeyi telefonda yaptıktan sonra ertesi gün ofisinde görüştük. Ben ofise gittiğimde birkaç alternatif hazırlamıştı bile. Programdan, okuldan ve en önemlisi de konaklayacağım yerden beklentilerimi anlattım. Zaten sorduğu soruların tamamı önceliklerimi öğrenmeye yönelik sorulardı. Görüşmemiz esnasında sürecin nasıl işlediğiyle ilgili detaylı bilgiler aldım. Açıkçası endişelerim vardı ama bunlarla ilgili soru sormaya bile gerek kalmadan yaptığı sunumlarla beni rahatlattı. Her detayla ilgilenen kişi bizzat kendisi olduğundan her şey kontrolümüzde gelişti. Birlikte hem okulların sitelerine baktık, hem de kendi ziyaretlerinde çekmiş olduğu fotoğrafları ve videoları gösterdi bana. Benim en çok dikkatimi çeken şey öğrencilerinin kaldığı aileleri yakından tanıyor olmasıydı. Hem benim sorularımı, hem de İstanbul dışında yaşayan ailemin konaklama ile ilgili sorularını hiç sıkılmadan cevapladı. Sunum yaptığı şehirler arasından - daha önce giden arkadaşlarımın da tavsiyeleriyle - Brighton şehrini seçtim ve orada da sunum yaptığı okullardan içime en çok sinen ELC Brighton isimli dil okulu oldu. Açıkçası okul konusuna karar verdikten sonra her şey çok hızlı gelişti. Hemen vize işlemlerine başladık. Bu süreçte de kendisinden çok yardım aldık. Gereksiz hiçbir belgeyi vize dosyamıza sokmadık. Oldukça sade bir dosya ile başvurduk. Dosyamın sade olduğunu vizeye başvurduğum zaman vize merkezindeki insanlarla sohbet edince anladım ☺☺☺


Vizemin çıktığı gün hemen şirketimin daha önceden benim için ayırtmış olduğu uçak biletini aldık ve çok kısa bir süre sonra da Brighton’da yanlarında kalacağım ailenin detayları geldi. En çok o zaman heyecanlandım diyebilirim. Gitmeme çok az bir zaman kalmıştı. Ben 4 aylık (16 haftalık) bir programa gittim ve anladım ki stres yapmaya hiç de lüzum yokmuş. Konaklama konusunda ise aile yanı konaklama ile ilgili EduGate ofisinde neler söylendiyse bizzat onları yaşadım. Bu kısım kafamı çok kurcalıyordu. Beni en çok rahatlatan kısım da bu oldu zaten. Ofisteyken daha önce İngiltere’de aile yanında kalan öğrencilerin tecrübelerinden ve aileleriyle olan iletişimlerinden bahsetmişti Volkan Bey. Karşılaşacağım muhtemel zorlukları anlatmıştı. Yani aslında psikolojik olarak hazırdım bir başkasının evinde yaşamaya. Yine de bir sorun olması halinde her zaman şirketimi arayabileceğimin güvencesini alarak gitmiştim İngiltere’ye. Bu arada yolculuğumuza ayrı bir parantez açmak istiyorum ☺ Kendisi de İngiltere’deki okulları ziyaret edecekti ve tarihlerimizi denk getirerek İngiltere’ye Volkan Bey’le birlikte gittik. Bu da bana sürpriz oldu. Zaten kayıt aşamasında gösterdiği fotoğraf ve videolarda bir şey dikkatimi çekmişti. Hemen hemen her mevsime ait fotoğrafları ve videoları vardı. Bunun nedenini sorduğumda ise okulları, aileleri ve öğrencileri çok sık ziyaret ettiğinden bahsetmiş ve “tarihlerimiz kesişirse programın bitmeden gelip seni de görebilirim” demişti bana da. Ama beni bizzat İngiltere’ye götüreceğini düşünmemiştim ☺☺ Bu kısım Türkiye’deki ailemin de çok hoşuna gitti. Benim dışımda 4 öğrenci ve 2 de öğrenci velisi vardı. Veliler Londra’daki kızlarını ziyaret etmeye gidiyorlardı ☺☺


Bu arada tam da bu noktada yanlarında kaldığım aileden bahsetmek istiyorum. Evdeki insanların hepsi çok sıcak kanlı ve samimilerdi. Herkes bana olabildiğince yardımcı olmaya çalışıyordu. İlk başta çok çekingendim ama aile fertlerinin yapıcı tutumları sayesinde hiç yabancılık çekmedim diyebilirim. Yemekleri iple çekiyordum çünkü çok keyifli bir sohbet ortamımız vardı. Bu arada yediğimiz yemekleri bizim yemeklerimizle kıyaslamak sizi biraz üzebilir, benden söylemesi ☺ Kıyaslamak gibi bir hataya sakın düşmeyin ☺ Zaten dünyanın neresine gidilirse gidilsin, bizim mutfağımız hepsinden zengindir diye düşünüyorum.


Okul kısmına gelecek olursak; ofisteyken Volkan Bey’in videolarında gördüğüm ortamın aynısı vardı. İngilizler için soğuk insanlar filan yazıyor internette ama ben hiç katılmıyorum buna. Çalışan kişiler ve öğretmenler onların bir arkadaşıymışız gibi yaklaşıyordu bize. Dersler interaktif ve çok eğlenceliydi. Çoğunlukla da konuşmaya dayalıydı. Zaten ben de bunun için gitmiştim. Seviye değiştikçe sınıflarımız da düzenli olarak değişiyordu ve bu sayede çok fazla insanla tanışıp sohbet etme imkanım oldu. Okulun aktivite ve gezileri de başka insanlarla kaynaşmak için çok yardımcı oldu. Ben özellikle “speaking” becerilerimi geliştirmek için çok uğraştım ve yaz dönemine doğru yoğunlaşan Türk öğrencilerden olabildiğince uzak durdum. Brezilya ve Kore’den arkadaşlarım vardı. Bu biraz garip gelebilir ama okula ilk gelenler hep bir Türk öğrenci bulup onlarla vakit geçiriyorlardı. Dolayısıyla hep Türkçe konuşuyorlardı. İngilizce kısmına yararı olmadığı gibi zararı da olan bir şey bu. Olabildiğince yabancı arkadaş edinmeye çalıştım. Bence sizler de öyle yapmalısınız. Zaten sayılı gün çok çabuk geçiyor. Samimi olabileceğiniz 2- 3 arkadaş yetiyor zaten. Önemli olan düzenli görüşmek ve bir şeyler yapmak. Aktivite ayırmazsanız mutlu olursunuz diye düşünüyorum. Öyle onlarca arkadaşınızın olmasına da gerek yok. Farklı ülkelerden kültürlerden insanlar tanımak, onlarla yaşamak, bir şeyler paylaşmak bence ne bir kitaptan, ne de başka bir yerden öğrenebilecek şeylerdi. Uluslararası bir okul olduğundan herkes birbirine karşı çok saygılıydı ve arkadaş canlısıydı. Yetişkin okulu olduğundan her yaştan insan sınıf arkadaşınız olabiliyor. Sadece “Merhaba!” demeniz bile yetiyor ki okul zaten öğrencileri kaynaştırmak için bir sürü aktivite düzenliyordu. Aslında tamamen size bağlı oradaki zamanınızı ne kadar kaliteli geçirdiğiniz. Brighton şehrini çok ama çok sevdim, trenle diğer şehirlere ulaşımı çok kolaydı, insanları ummadığım kadar yardımsever ve nazikti. Zaten Brighton şehri için öğrenci şehri de denebilir, sosyal aktivite bakımından oldukça zengindi ve hiçbir şey yapmazsanız bile arkadaşlarımla sahilde oturup sohbet etmek en keyiflisiydi. Ben gezmeyi, eğlenceyi ve dil eğitimini dengeli götürmeye çalıştım. Hem asla unutamayacağım anılara ve arkadaşlara, hem de iyi bir İngilizce seviyesine sahip olarak döndüm. Hayata olan bakış açıma ve akademik alandaki düşüncelerime yeni bir vizyon kazandırdı İngiltere. İyi değerlendirildiği taktirde kendinize yapabileceğiniz en iyi yatırımlardan birisi olabilir. Bir sürü şehrini gezdim İngiltere’nin ama yine gidecek olursam eğer Brighton'dan başka bir yer seçmem diye düşünüyorum. Hayatımın en güzel 4 ayını geçirdim diyebilirim. Oradan ayrılmayı hiç ama hiç istemedim ve geleli az bir zaman olmasına rağmen Brighton’ı, okulumu ve her biri farklı ülkelerden olan arkadaşlarımı çok özlüyorum. Bu deneyimin bu kadar sorunsuz, keyifli ve güzel geçmesinde Volkan Bey’in emeklerinin payı çok büyük. Türkiye’deki aileniz elbette arkanızda ama sizi gönderen kişinin her an sizinle iletişim halinde olması, söylediği şeylerin sahiden de gerçek olması ayrı bir güven veriyor insana. Bizim okulda başka firmalardan gelen öğrencileri de gördükten sonra bu kısmını iyice anladım. Bu yazıyı da hem sizi bilgilendirmek, hem de Volkan Bey’e ve EduGate Yurtdışı Eğitim Danışmanlık firmasına teşekkür etmek için yazıyorum. Eğer gitme gibi bir fırsatınız varsa muhakkak kendisiyle iletişime geçin. Ben pişman olmadım, siz de olmazsınız. Şimdiden iyi eğlenceler :)